SORU:
Bir insan öldüğünde, amel defteri belli hususlar dışında kapanıyor. Cennet veya cehenneme gideceği kıyamete kadar belli olmayabilir, varsayımsal olarak. Peygamber efendimiz e miraca çıktığında gösterilen cennet ve cehennem ahalisi kıyamete kadar olan mı yoksa Miraç olayına kadar olan mı? Kıyamete kadar olansa yaşamış tüm insanlar mahşerde tek meydanda toplandıktan sonra defterleri dağıtılacak ve sorgudan geçekse, Miraç da efendimize gösterilenlerin durumu nedir? Kısacası hesap gününü gördüğümüz de dünya zamanından bağımsız bir zaman da mı olacaz ? Saygılar
CEVAP:
1. Miraç’ta gösterilen cennet ve cehennem ahalisi kimlerdi?
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Miraç gecesinde cennet ve cehennemi gördüğünde, kendisine gösterilen cennetlikler ve cehennemlikler şunlardır:
- Çoğunluk görüşü (Ehl-i sünnet’in büyük kısmı, İbn Hacer, Nevevî, İbn Kesir gibi âlimler): Gösterilenler o ana kadar ölmüş olanlardır. Yani Miraç’tan önceki dönemlerde vefat etmiş müminler ve kâfirlerin bazı gruplarıdır. Bu kişiler berzah âleminde (kabir âleminde) bulundukları halde, ruhları ya nimet içinde ya da azap içinde oldukları halde gösterilmiştir.
- Bazı rivayetlerde (özellikle zayıf veya te’vil edilenlerde) kıyamete kadar gelecek bazı şahısların da isimleri veya durumları gösterildiği nakledilir, ancak sahih sünnette ağırlıklı olarak o zamana kadar ölmüş olanlar vurgulanır.
2. Hesap günü (mahşer) ve zaman kavramı
Mahşer günü (kıyamet günü) dünya zamanından tamamen bağımsız bir zaman dilimidir. Bunun delilleri:
- Kur’ân’da kıyamet günü için “o günün ölçüsü elli bin yıl kadardır” (Mearic 4) ve “bir gün sizin saydığınız bin yıl gibidir” (Secde 5, Mearic 4) gibi ifadeler vardır. Bu, o günün zaman algısının dünya zamanından çok farklı olduğunu gösterir.
- Hadislerde: “Kıyamet günü insanlar toplandığında, güneş yaklaştırılır ve terden dolayı boğazlarına kadar çıkar” (Buhârî, Müslim) gibi tasvirler vardır. Bu tasvirler dünya ölçüleriyle açıklanamayacak bir boyutta gerçekleşecektir.
- İbn Abbas radıyallahu anh’dan gelen tefsirlerde: “O günün süresi dünya günlerinden çok farklıdır” şeklinde yorumlanır.
→ Evet, hesap günü dünya zamanından bağımsız bir zaman dilimidir. Orada “dün, bugün, yarın” kavramı bizim anladığımız anlamda yoktur. Zamanın akışı, yoğunluğu ve algısı tamamen farklıdır.
- Bunların yanında zaman olgusu, dünyevi akılla doğrudan anlayabileceğimiz bir olgu değildir. Her ne kadar ehl-i sünnetin cumhuru o güne kadar ölenler olduğunu belirtse de Kur'an-ı Kerim'de bazı ayetlerde bu zaman olgusunun bildiğimiz zaman olgusundan farklarına işaretler vardır:
- Yasin Suresi'nde Habib-i Necar (r.a) kavmi tarafından şehit edildikten sonra “Cennete gir!” denildi. O da, “Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!” dedi. (Yasin 25-26) buyrulmaktadır. Yani bu ayete göre sanki mahşer günü olmuş, Habib-i Necar (r.a)'a ''Cennete gir'' denmiş. O da girmiş ve Rabb'i ona ikramlarda bulunmuş. Halbuki mahşer günü henüz gelmedi. Sanki her şey yaşanmış ve bitmiş ve aynı zamanda yaşanmamış da. Bu da Kur'an'ın mucizelerindendir. Çünkü Kur'an kıyametten sonra cennette dahi vardır. Kur'andaki geçmiş zamanlı ifadeler bu sebeple doğrudan geçmiş zaman gibi algılanmaz.
“Cennette bir pazar vardır. Orada insanlar toplanır, güzel suretler ve güzel yüzler görürler. Bunlar meleklerdir. Onlar derler ki: ‘Biz size Kur’ân’dan bir sûre okuyalım mı?’ Onlar da ‘Evet’ derler. Melekler Kur’ân okur, onlar dinler ve lezzet alırlar.” (İbn Mâce, Zühd, 39)
-
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Kul kabre konulduğunda, iki melek gelir ve ona sorar: ‘Dünyada ne kadar kaldın?’ O da der ki: ‘Bir gün veya bir günün bir kısmı kaldım.’ Derler ki: ‘Peki, ne yaptın?’ O da der ki: ‘Bilmiyorum.’ Derler ki: ‘O halde bil ki, senin için bir gün veya bir günün bir kısmı kaldıysa, o günün hesabını ver.’”
(Buhârî, Cenâiz 86; Müslim, Cennet 70-71; Tirmizî, Cenâiz 10; Nesâî, Cenâiz 113)
- Bu hadisten de anlaşılacağı üzere dünyadaki zamanla ahiretteki zaman algısı bambaşkadır.
- Hanefî Mezhebi: Cennette Kur’ân tilâveti vardır. Cennet ehli Kur’ân’ı okur, dinler ve onunla lezzet alır. Kaynak: Fethu’l-Kadîr (İbn Hümâm), Şerhu’l-Akîdeti’t-Tahâviyye
- Şâfiî Mezhebi: Cennette Kur’ân okunur ve cennet ehli onunla nimetlenir. Kaynak: el-Mecmû‘ (Nevevî), Ravdatü’t-Tâlibîn
- Mâlikî Mezhebi: Cennette Kur’ân tilâveti vardır, cennet ehli onunla lezzet alır. Kaynak: Bidâyetü’l-Müctehid (İbn Rüşd), el-Mudavvene
- Hanbelî Mezhebi: Cennette Kur’ân okunur, dinlenir ve onunla nimetlenilir. Kaynak: el-Muğnî (İbn Kudâme), el-İnâye (İbn Teymiyye’nin görüşleri)